Enerji yaşamımızı sürdürülebilmesi için temel bir ihtiyaçtır. Dünya medeniyetlerinin tarihsel gelişimi boyunca enerjiyi kullanabilecek ekipmanlar yapmak ve doğada bulunan çeşitli enerji formlarını kullanabilmek için yüzyıllar süren çabalarla çözümler aramıştır. Temelde kullanılan yenilenemez enerji kaynakları;  petrol ve  türevleri, kömür ve türevleri ve uranyum (nükleer) enerji kaynaklarıdır. Yenilenemez enerji kaynaklarına alternatif olarak, yenilenebilir enerji kaynakları olan; güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, biyokütle enerjisi, hidroelektrik enerji, jeotermal enerji, dalga enerjisi ve hidrojen enerjisidir.

Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre 2018 yılında elektrik üretimimizin %37,3’ü kömürden, %29,8’i doğalgazdan, %19,8’i hidrolik enerjiden, %6,6’sı rüzgârdan, %2,6’sı güneşten, %2,5’i jeotermal enerjiden ve %1,4’ü diğer kaynaklardan elde edilmiştir. Ülkemizin yerli kaynakları, enerji üretiminin kullanımında yetersiz kaldığı için elektrik enerjisini ürettiğimiz enerji kaynaklarının %60’ı dışa bağımlıdır. Edinilen istatistiki bilgi üzerinden bakıldığında toplam elektrik enerjisi üretiminde güneş enerjisinin payı ise %2,5’tir. Bu oranın gün geçtikçe artıyor olması ekonomimiz ve dünyamız için umut vericidir. Türkiye’nin yıllık ortalama radyasyon değeri 1504 kWh / m2 – Yıl ‘dır. Türkiye’nin ortalama güneşlenme süresi ise 2700 saattir.  Bu değerler elektriğinizi güneş ile sağlamak için yeterlidir.

Madalyonun diğer yüzünden bakacak olursak, yenilenemez enerji kaynaklarının kullanımı neticesinde ortaya çıkan sera gazları doğanın dengesini bozmakta ve iklim değişikliği gibi çeşitli felaketleri beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda dünya devletleri tarafından, Kyoto Protokolü (1997), Paris Anlaşması ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (2016) ve Avrupa Yeşil Mutabakatı (2019) ile iklim değişikliğine karşı milletlerarası bir mücadele için ciddi adımlar atılmıştır. İlerleyen süreçte karbon salınımını en aza indirgemek için ihracat temelli ürünlere karbon vergisi getirilmesi planlanmaktadır. Türkiye de Paris İklim Anlaşması’na 6 Ekim 2021 yılında TBMM onayı ile resmen taraf olmuştur.

Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanabilmek ve bu kaynakların doğru kullanımını sağlamak için oluşturduğu mevzuatlardan bir tanesi de  Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’dir. Bu yönetmelikle çeşitli güneş enerjisi santrali kurulumları için temeller oluşturulmuştur. Bu temellerden birisi arazi güneş santralleri birisi de  çatı güneş enerji santralleridir. Üzerinde güneş enerjisi santrali bulunmayan çatılar ve tarıma elverişsiz araziler, yağmur suyunu toplamak için önüne set kurulmamış barajlara benzetilebilir. Güneş ışınımları yıllar boyunca o çatıların üzerinden yansıyarak bir fayda sağlamamaktadırlar. Çatı üzerine ve uygun arazilere kurulacak bir güneş santrali ile kendi ihtiyacı olan elektrik enerjisini üretmek, ülkeye, doğaya ve insanlığın geleceğine katma değer katmak anlamı taşımaktadır. 

PETRONET ENERJİ, tüketim tesislerinin kendi  elektriklerini üretmelerinin yeşil, yenilenebilir, doğayla dost ve katma değerli bir amaç olduğunun farkındadır. Güneş Enerjisi Santralleri yatırımları ile doğaya neredeyse sıfır karbon salınımı yaparak Paris İklim Anlaşması çerçevesinde karbon sıfır hedeflerine ülkesini, kurumlarını, işletmelerini ve şahıslarını ulaştırmayı hedeflemektedir. Yatırım neticesinde elektrik enerjisi giderinden elde ettiği avantaj ile üretilen ürünler, yurt dışında ve yurt içinde rekabet avantajı sağlayabilecekler, uygun maliyetlerle  üretilebilecekler, yeni sahalarda istihdam sağlanabileceklerdir. Sonuçta doğa ve insan kazanmış olacaktır.